0
My Cart0,00

Shopping Cart

Close

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Proje Kartı


Bu proje, rüzgârın, ışığın ve denizin hareketlerini biçime dönüştüren bir kule sistemi olarak tasarlanmıştır.
Yapının formları, doğrudan hava akış simülasyonları ve çevresel analizler üzerinden şekillendirilmiştir.

Kulenin omurgası, spiral biçimli strüktürel çekirdek etrafında yükselir;
cephe elemanları, rüzgâr yönüne göre kıvrılan akışkan kabuk parçalarından oluşur.
Bu kabuk, hem strüktürel rijitlik hem de pasif gölgelik işlevi üstlenir.

Zemin katlarda halka açık sosyal alanlar; orta katlarda deniz manzaralı konut birimleri;
üst katlarda ise panoramik manzaraya açılan otel katmanları yer alır.
Her kat, kendi gökyüzü terasına açılarak düşey bir ekosistem oluşturur.

  • Yer: Doha, Katar
  • Tarih: 2028
  • Alan: 39.000 m²
  • Fonksiyon: Konut + Otel + Sosyal Alanlar
  • Bağlam: Kıyı şeridi – rüzgâr yükleriyle biçimlenen strüktürel akış
  • Yaklaşım: Organik biçimlenme, dijital morfoloji, akışkan kabuk sistemleri
  • Açıklama: Tasarım

Mimari anlatı, “Rüzgârın Heykelleştirdiği Yapı” metaforu üzerine kuruludur.
Yapı, aerodinamik kuvvetlerin biçimsel izlerini takip ederek, statik ile dinamik arasında bir denge kurar.
Kabuk yüzey, hem akışkan hem de keskin bir dengeye sahiptir —
her kıvrım, doğa ile mühendisliğin ortak bir kararıdır.

Mekânsal Kavramsallaştırma:
Zemin Kat: Sosyal alanlar, lobi, deniz yönelimli kafe & restoranlar
Orta Katlar: Konut birimleri, açık teraslar, iç avlu boşlukları
Üst Katlar: Otel odaları, gözlem terası, panoramik seyir noktası
Kule Tepesi: Spiral formda yükselen cam kubbe – rüzgâr analizine dayalı geometri

Bu kurgu, mimarlığı bir doğal kuvvetin izini takip eden heykel haline getirir.

Görsel ve Malzeme Dili

Yapı, ışığın ve rüzgârın hareketini görünür kılan bir forma sahiptir.
Kabuk, parlak beyaz yüzeyiyle gökyüzüyle bütünleşir;
cam katmanlar, hem geçirgenlik hem derinlik etkisi yaratır.
Yansıyan yüzeyler gün boyunca değişen renk tonlarıyla
mimariyi yaşayan bir heykel haline getirir.

Malzeme dili, saf beyazlık ve transparanlık kontrastı üzerine kuruludur;
mimari, doğanın sürekliliğini dijital zariflik içinde yeniden tanımlar.

Kentsel İz

Akışkan Formlu Deniz Kulesi, doğa güçlerinin (rüzgâr, ışık, deniz)
mimari bir strüktür haline dönüşümünü temsil eder.
Yapı, sabit bir kütle değil, hareketin donmuş halidir.
Kentsel ölçekte, formun ötesine geçen bir mesaj taşır:
“Doğa geometridir; mimari onun izini sürer.”

Tasarım süreci Rhino + Grasshopper + Blender + CFD Simülasyonları ile yürütülmüştür.
Yapının dış kabuğu, rüzgâr yüklerinin hesaplandığı akış çizgileri üzerinden parametrik olarak modellenmiştir.
Cephe açıklıkları, güneş yönü ve gölgeleme ihtiyaçlarına göre enerji optimizasyon haritaları kullanılarak konumlandırılmıştır.

Yapı kabuğunun üretimi, 3D baskıya uygun modüler panellerden oluşan
fiber-beton kompozit sistemle önerilmiştir.
Render sürecinde Octane + Unreal Lumen ile sabah–akşam ışık senaryoları test edilmiştir.

Yapı Malzemeleri:

  • Yüksek mukavemetli betonarme çekirdek
  • Fiber kompozit dış kabuk
  • Low-E cam paneller
  • Paslanmaz çelik destek çerçeveler

Fonksiyon Dağılımı:

  • Zemin Kat: Kamusal alanlar, giriş lobisi
  • 2–8. Katlar: Konutlar
  • 9–14. Katlar: Otel odaları ve spa alanı
    1. Kat: Sky Lounge & seyir platformu

Cephe Karakteri: Akışkan yüzey, rüzgâr yönüne göre biçimlenmiş organik kabuk
Işık Kullanımı: Gün ışığında doğal gölgelik, akşam saatlerinde yüzey yansımasıyla dinamik siluet
Sürdürülebilirlik: Pasif soğutma, rüzgârla doğal havalandırma, enerji geri kazanımı